LOGOMANIA AKIMI

Logomania trendi uzun zamandır hayatımızın bir parçası. Özellikle kadınlar tarafından benimsenen bu akım tüm minimalist akımların aksine daha “Kitsch” bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Sonuna kadar gösteriş ve abartıya önem vererek yaşayan insanların hayat tarzlarıyla örtüşüyor.  Artık azla yetinmeyen hep daha çok isteyen günümüz insanı logomania trendine kendini kaptırmış görünüyor. Devasa monogramlarla baştan ayağa giyinmiş insanlar sokaklarda ve sosyal medyada karşımıza çıkıyor. Lüks tüketime ulaşamayan insanlarda bu monogramların olduğu çanta, ayakkabı ve kıyafetlerin sahtelerini talep ederek yeni bir pazar yaratmaya devam ediyor.

Logolar büyüdükçe hayatımızda daha fazla yer tuttukça, belki markalar kendi dünyalarını ve akımlarını yaratarak güvenli bir liman oluşturuyorlar ama bunun sürekliliği çok tartışmalı. Logomania’nın kalıcı bir lifestyle olması beklenemez. Moda dünyasının ihtiyacı ve temel motivasyonu olan tüketim ekonomisinin canlı tutulması için bu akımda tüketilecek belki 20 yıl sonra tekrar moda olacak.

Logomania akımının çıkış kaynağı olarak sosyal medyanın gücü göze çarpıyor. Gittiğimiz yerlerin konumunu paylaşmaktan haz aldığımız gibi kullandığımız eşyaların üzerindeki logoları göstermekten haz alıyoruz. Logomania akımı da tam burada devreye giriyor bu logoları monogramlar halinde ve devasa boyutlarda adeta gözümüze sokuyor.

Burada logo tasarımı ve logoların satın alma kararlarımızı nasıl etkilediği konusunda bir kaç söz etmek isterim. Tarih boyunca monogramlar hep lüks tüketimin çekim gücü oldu. İnsanlar lüks bir ürüne ihtiyacı ve kalitesinden çok o monograma sahip olmak binlerce dolar veriyor.

Satın alma kararının anahtarı logodan geçer.

Sözün özü logonuz kötüyse satamazsınız.